Her zaman peri masallarındaki iyi karakterleri sinir bozucu derecede saf; kötü karakterleri ise içi boş ve kötü bulmuşumdur. Bu noktada bana en mantıklı gelen masal, kırmızı başlıklı kız olmuştur. Kurt vahşi bir hayvan olarak doğası gereği nedensizce vahşi olabilir; kırmzı başlıklı kız da küçük bir çocuk olarak saf ve masum olabilir. Fakat; Malefiz filmiyle masal olmaktan çıkarılan Uyuyan Güzel ve elbette ki Malefiz için, kurgu bize daha fazlasını vermek zorundaydı. Ne derece başarıldı? Bu soru doğrultusunda ilk filmle ilgili yorumuma başlayabilirim.

Uyuyan Güzel masalının uyarlamalarından sonra hikayeyi bir de kötü peri Malefiz’in gözünden anlatan 2014 yapımı ilk film “Malefiz“ ile kötü peri Malefiz, karakter gelişimi açısından masallardan çok öteye gitti ve hayali-içi boş bir karakter olarak kalmayıp bir şahsiyet kazandı. “Peri masallarına inanmayın!” mottosuyla yayınlanan filmi izleyenlerden bazıları Malefiz’e hak verdi ve onu sevdi. Ben ise filmi izlerken beğeneceğimi hiç düşünmemiştim. Aslına bakarsanız Uyuyan Güzel masalını da herkes kadar bilmiyordum bile. Ama masalın Malefiz’in bakış açısından yeniden gözler önüne serilmesi, sonunda oluyor mu? Neden bu masal karakterleri bu kadar içi boş bir şekilde iyiler ve kötüler olarak kurgulanmış? Sebebi neydi ki Malefiz? Filmde sorularımızın ve sorularımın cevabı olabilirdi. Peki film nasıldı?

Film, büyülü bir ormanda başlıyor ve çok sevimli minik bir peri kızı, tüm ormanı gezerek, orman yaratıklarını selamlıyor. Bu dakikalarda, birazdan Malefiz ortaya çıkacak, perinin kanatlarını koparıverip bir de saçma sapan bir kötü kahkahası patlatıp ormanın karanlık tarafındaki tahtına dönecek diye düşünebiliyorsunuz. Ben böyle düşündüm en azından. Neden böyle bir şey yapsın durduk yere? Çünkü o Malefiz. Bir nedeni yok. Ama bu ortalıkta uçuşan güzel kızımız, büyülü ormanın koruyucusu olan, var olmuş en masum ve güçlü peri Malefiz’den başkası değil. İşte burada, daha filmin başında film izlenebilirlik kazanıyor. Angelina Jolie’nin şahsına münasır elmacık kemikleri ve güzelliği gerçekten insan dışı bir varlık olduğuna sizi inandırırken işlenen hikaye Malefiz’in neden kötülüğü seçtiğini bizlere göstererek karaktere bir anlam kazandırıyor. Gelelim Prenses Aurora’ ya. Nam-ı değer Sleeping Beauty’mizin, hala masallardaki kadar saf ve bütün olayların merkezinde olup, her şeyden bihaber olan bir karakter olarak kalması ne yazık ki filmin sınıfta kaldığı nokta. Şahsiyet şahsiyet şahsiyet diyoruz ! Bir anlam bir amaç verilmeyen karakterler ana karakterlerden biri de olsa böyle silik kalıyor malesef. Prenses Aurora’nın içindeki saf iyiliğinin yanında karaktere has tek nokta sadık ve adil bir yanının olması. Filmin ilerleyişi hakkında detaylı bir bilgi vermeyeceğim. Söylediklerimden çıkan bazı spoilerlar varsa affola. Elimden geldiğince üstü kapalı yazmaya uğraşıyorum. Bence ikinci filmden önce ilk filmi kendiniz izlemek isteyebilirsiniz. Hoş mesajlar içeren bir film. Gelelim ikinci filme!

Ekim 2019 da vizyona girecek olan filmin ilk fragmanında gördüğümüz kadarıyla, olaylar biraz daha karanlık bir boyuta ulaşmış; hepimizin masallardan lanet olarak tanıdığı Malefiz’in engellenemez kötülük arzusu, filmdeki karakterler üzerinde daha etkili olmaya başlamış gibi görünüyor. Fragmanın başında Malefiz’in Kral ve Kraliçe ile olan tehditvari diyaloğu üzerine şatoda ortalığı birbirine katması ve Aurora’nın Malefiz’e “Sen ne Yaptın ? ” demesi işlerin çığrından çıktığına dair bir izlenim bırakıyor. Fragmanın sonunda ise Malefiz’in bir savaş başlattığını görüyoruz. Fragmanın son sahnesinde aradan geçen 5 yılın ardından biraz daha yaş almış Angelina Jolie’nin yüzü yoğun makyaja rağmen çökmüş gibi dursa da; oyunculuğu ve yüz hatlarının Malefiz’e cuk oturmasıyla kendisinin Malefiz’in hayat bulmuş hali olduğunu hissedebilirsiniz. Prenses Aurora’yı canlandıran Elle Fanning ise, ilk filmden bu yana büyümüş ve yüzündeki masumluğun yanına bir de çekiciliği eklenmiş. Bu durumdan yola çıkarsak, hikayeyi ilk filmin sonundan bu yana yıllar geçti şeklinde devam ettirecekleri muhtemel. Bizleri yine hem eğlenceli, hem de meraklandıran ve peki ya sonrası dediğimiz konularda aydınlatacak bir film geliyor bana kalırsa. İlk filmde yaptıkları güzel karakter gelişimleri ve analizlerinden yola çıkarak, ikinci filmde durduk yere Malefiz’in kötülük aşkına sırtlarını dayayıp, hikayenin ve işledikleri Malefiz karakterinin dokusunu bozmayacaklarını düşünmek istiyorum. Ama ikinci filmin alt metni olan “Mistress of Evil“ (Kötülüğün Hanımı) ve az önce bahsettiğim fragmandaki Malefiz’in çıldırmış hallerinin olduğu sahneler beni ürkütmedi diyemem. Malefiz kötü kalabilir ama; kötü olmak için bir sebep verilmesi gerekir diyerek yazımı noktalıyorum sevgili okur. Başka yazılarda görüşmek dileğiyle.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz